Sakin bir bebek mi istiyorsunuz? Harvey Karp’ı dinleyin…

Doğum sonrası çekime gittiğim zaman ailelerin bebeklerini sakinleştirme çabaları ilk başlarda beni ciddi anlamda strese sokuyordu.

Hatta bu sebeple evliliklerinin gidişatında problem yaşayan aileler bile tanıdım. Kadınların doğum sonrası dönemleri biraz hassas geçer, hayatları değişir, bütün ilgi odağı bebeklere döner ve kadın bu sebeple çoğu zaman eşini bile suçlu konuma sokabilir. Baba çalışmaya devam eder, gün içerisinde bebeğin sorunlarıyla birebir ilgilenme seviyesi anneye göre daha düşük seviyeye iner. Bu sebeple de anneler ciddi anlamda babayı ilgisizlikle suçlayabiliyor, tüm özgürlüğü elinden alınmış gibi hissedebiliyorlar.

Kolik hastalığı, bebekler ve hatta aileler için ciddi bir sorun. Ancak kolik hastası olmayan bebeklerde bile aile içi iletişim ilk başlarda zordur. Bebeği anlama aşamasında anne ve babaya büyük iş düşüyor evet.

Aile içi iletişimden başka bir yazımda daha detaylı bahsedeceğim, şimdi sadece bebeği sakinleştirme kısmını ele almak istiyorum.

Bebeği sakinleştirme ile ilgili olarak, bir çoğumuza aslında çok tanıdık gelecek, ama “demode” olduğu için uygulamaktan vazgeçtiğimiz bazı yöntemleri tekrar gün yüzüne çıkaran ABD’li çocuk doktoru Harvey Karp’ kulak verelim.

Harvey Karp’ın meşhurlaşmış yöntemlerini uygulamaya başladığınızda muazzam bir şaşkınlık duygusuzla karşılaşacaksınız. Nereden mi biliyorum? Çocuk sahibi değilim evet. Ancak yaptığım çekimler sırasında bu yöntemler sayesinde sakinleştirdiğim bebekler az değil. Anne babaların şaşkın bakışları altında bana nasıl teşekkür ettiklerini görebileceğiniz mini videolar hazırlayacağım yakın zamanda..

Şimdi “alıntıladığım” Harvey Karp röportajını ve çığır açan videosunu size sunuyorum.

– Yönteminiz her bebekte işe yarıyor mu?

Kesinlikle, yeter ki doğru yapın, her zaman alacağınız sonuç aynı olacaktır. Eğer işe yaramıyorsa doğru yapmıyorsunuz demektir. Doğru yapıyorsunuz ve hala değişen bir şey olmuyorsa mutlaka doktora gitmelisiniz. Bebeğinizin mutlaka tıbbi müdahale gerektiren bir sorunu vardır.

– O zaman bebeklerini susturamayan anneler çoğu şeyi yanlış yapıyor.

Birtakım mitler var. Bunları aileler kadar doktorlar da kabul ediyor. Mesela birincisi “Bebek ağlarsa gazı vardır” miti. Oysa bebekler sadece gazı olduğu için ağlamaz, ilgi istedikleri için de ağlar. Uykuda oldukları sürenin dışında sürekli kucaklanmak, sevilmek ister. Bazen istediklerini yapsanız da, gazları olmasa da ağlarlar.

Bir diğer mit “Bebeğin ağlaması ciğerlerine iyi gelir” Ağlaması bebeği ancak yorar. Bebek açsa, zayıfsa, güçsüz düşmüşse ve yorgunsa ciğerleri de güçlü olamaz.

Bir de hemen her toplumda olan bir mit, “Bebek sessizliği sever” miti. Tam aksine gürültüyü sever. Çünkü bebek anne rahmindeyken 24 saat boyunca adeta bir elektrik süpürgesinin çalışmasına benzeyen gürültülerle yaşar. Durum böyleyken bebek doğunca siz onu sessiz bir odaya koyarsanız, bebek yalnızlık duygusu hisseder. Bunun sonucunda da ağlamaya başlar. Bazı bebeklerin saç kurutma makinesinin sesini duyup susması, bebeklerin aslında gürültüyü sevdiklerinin bir örneği.

– Peki ne yapacağız?

Aslında 5 S kuralına dayanıyor. Ben buna 5S diyorum.

* Swaddling – Kundaklama. Anne karnındaki ortamı sağlayacak eski mucizevi yöntem. Bebek sıcak ve kendini güvende hissedecek. Çoğu bebek, kolları sıkıca kundaklandığında sakinleşir. Unutulmaması gereken, kalçasına baskı yapacak şekilde sarmalanmaması. Önemli olan kollarının sabitleşmesi. Swaddle Me battaniyeler bu iş için birebir.

images (9)

* Side/Stomach position – Karın üstü/yan pozisyon. Bebeğinizi sol tarafına veya karın üstü kolunuzun üzerine yerleştirin. Buna bazı kaynaklarda Amerikan futbolu şekli de deniyor. Babaların bir kez alıştıktan sonra çok daha kolay bebeklerini bu pozisyonda sakinleştirdiklerini de söylüyor Dr. Karp kitabında. Bebek sakinleştikten ve hatta uyuduktan sonra güvenle yatağına yatırabilirsiniz.

* Shushing – Şışşş sesi. Aslında çoğumuz iç güdüsel olarak bebeklerimizi sakinleştirmek için şışşş sesi çıkarıyoruz. Dr. Karp da bundan bahsediyor. Tek farkla daha yüksek bir tonda şışlamak gerekiyormuş.Bize rahatsız edici bile gelebilecek olan ses yeni doğan bebeğin anne karnında duyduğu seslerin taklidi olduğunu söylüyor bilim adamları. En azından bebeklerin sakinleşmesini bu şekilde açıklıyorlar. Şış sesinin yanı sıra ‘white noise (beyaz gürültü)’ olarak tabir edilen monoton seslerin (monoton gürültü) de bebekleri sakinleştirdiklerinden bahsediliyor. Dr.Karp da kitabında buna yer vermiş. Hatta bir de Cd hazırlamış. Çocuğun ağlama şiddetine göre 5 ayrı monoton gürültü. Bazı bebekler elektrikli süpürge, bazıları saç kurutma makinesi sesi, bazıları yağmur sesinde sakinleşiyorlar.

* Swinging – Sallamak. Anne-babanın kollarında veya bir bebek salıncağında olsun, bebeklerin anında sakinleşmesini sağlıyor. Şış sesi gibi, sallamanın da anne karnındaki ortamı taklit etmek olduğunu söylüyor.

* Sucking – Emmek. Bebekler genelde emerek sakinleşirler. Huysuz, huzursuz bir bebeği mutlu etmek için annelerin ilk aklına gelen de emme ihtiyacının emzik, biberon veya meme ile giderilmesi oluyor. Emme son derece doğal bir hareket olduğundan, gaz veya kolik durumunda bebekler bu sıkıntılarından emerek kurtuluyorlar.

– Bebek susmadığında bütün bu saydıklarınız sırayla mı yapılacak?

Evet. Bebeğiniz ağlıyor, panik yok, hemen kundağa sarın. Dediğim gibi tutup kulağına ‘şşşşştt’ deyin yüksek sesle ve hafif hafif sallayın. Çok kısa sürede yüz ifadesinin değiştiğini, sakinleştiğini göreceksiniz.

– 5 S yöntemi uygulanan bebekler, nasıl erişkin oluyorlar, gözlemleyebildiniz mi?

En önemlisi size güvenmeyi öğrenmesi ve kendilerini güvende hissetmeleri. Büyüdüklerinde de kendilerine çok güvenen, mantıklı, dışa dönük bireylere dönüşüyorlar.

“Mağara adamıyla az kelime kullanarak konuşun”

Türkçeye de çevrilen kitaplarında 8 ay-5 yaş arasındaki çocukların eğitiminde anne ve babalara yol göstermek için geliştirdiği “mağara adamı” tekniklerini de anlatan Dr. Harvey Carp, Amerika’nın kitapları en çok okunan çocuk hastalıkları uzmanı olmasıyla tanınıyor.

Halen UCLA Tıp Fakültesi’nde çalışan Dr. Harvey Karp‘ın “Mahallenin En Mutlu Bebeği” ve “Mahallenin En Mutlu Çocuğu” başlıklı 2 kitabı 20’den fazla dile çevrildi. Bu dönemdeki çocukların tıpkı mağara adamlarına benzeyen, ilkel ve medeniyetten uzak davranışlar sergilediğini, ancak anne babaların bu terimi kullandığı için alınmamaları gerektiğine dikkati çeken Dr. Karp, mağara adamı tekniklerini anne ve babalara şöyle anlatıyor:

“Sekiz ay-5 yaş arası çocuklar basit düşünerek olaylara çözüm bulurlar. Ben onları bu nedenle “evcilleşmemiş mağara adamına” benzetiyorum. Bu yaş grubu çocuklarına “TRAFİK IŞIKLARI” yöntemi ile yaklaşmak en doğrusudur. İyi davrandıklarında YEŞİL ışık, sinir bozucu davrandıklarında SARI ışık, kesinlikle yapmamaları gereken davranışlar sergilediklerinde ise KIRMIZI ışık yakmalıyız. Onları eğitmek için bağırmak çağırmak iyi bir yol değildir, her yaptıklarını onaylamak da doğru değildir”

– Emzirmenin “eski moda” olduğunu düşünenler var.

İşin ilginç kısmı, bunlar büyük annelerimizin bildikleri, uyguladıkları taktikler. Dolayısıyla şimdilerde bir eskiye dönüş söz konusu. Ayrıca, teknolojinin sağladığı avantajları da işin içine kattığımızda bebekleri mutlu etmekte büyük annelerimizden bile daha başarılı olmamız işten değil. Örneğin, geceleri bebeğin odasında beyaz gürültü kullanmak gibi.

– Bu beyaz gürültü konusunda da, kucağa almak ve kundaklamak konusunda olduğu gibi, “alışır” korkusu oluyor ebeveynlerde…

Evet, ama bunu engellemenin yolu çok kolay. Dinlettiğiniz beyaz gürültünün sesini iki hafta boyunca giderek kısıyorsunuz. Sonrasında bebek sessiz odada da uyuyabiliyor.

Beyaz gürültünün anne-babalar açısından da sakinleştirici etkisi olabiliyor. Ancak bebekler için rahatlatıcı olan rahim sesi ebeveynleri biraz rahatsız edebiliyor. Anne-babalar ise bir başka beyaz gürültü olan yağmur sesini rahatlatıcı bulabiliyor. Yağmur sesi, özellikle doğum sonrası (post-partum) depresyonu atlatmakta da yardımcı olabiliyor. Doğum sonrası yaşanan depresyon, sadece bir üzüntü hali değil. İnsanın içini yiyen, uyumanızı engelleyen, beyninizin sürekli susmadığı bir ruh hali. İşte bu yağmur sesi annelerin bu dönemlerinde rahatlatıcı bir rol oynuyor.

– Yine anneleri endişelendiren bir başka konu da çalışma konusu. Birçok anne çocuğunu bırakıp işe gitmek zorunda olduğu için, ya da öyle tercih ettiği için kendini suçlu hissediyor. Türkiye’de çocukların ilk üç senelerini tercihen anneleriyle geçirmelerinin çok önemli olduğuna dair bir inanış var. Ancak bir yandan da Türkiye’de çalışan annelere verilen doğum sonrası izni, Amerika’dan daha iyi olmakla beraber yine de yeterli değil.

Evet, Amerika’nın bu konudaki geri kalmışlığı gerçekten hayret uyandırıcı boyutta. Ancak bence bu konuda önemli olan, bu koşullar altında annenin kendine dürüst olması… Bebeklerin sevgiye ihtiyacı var. Bu sevgi anneden gelmek zorunda değil. Bebeği koşulsuz ve tutarlı bir şekilde sevecek olan bir büyük anne de, bir bakıcı da yeterli olabilir. Bence annenin çalışması halinde en fazla kayba uğrayan kişi bebek değil, anne oluyor. İşin en üzücü kısmı da bu.

Bir Cevap Yazın